Skull and Bones’a geçmeden önce korsan temalı oyunlar hakkında bir iki kelam edesim var. Korsan oyunları benim için hep ilgi çekici bir konu olmuştur. İlk oynadığım korsan oyunu browser oyunlarının revaçta olduğu yıllarda 2006 yapımı Seafight olmuş olabilir. Daha sonra 2007’de Pirates of the Caribbean Online çıkmıştı. O yıllardan sonra korsancılık duygusunu gerçekten iyi bir şekilde yansıtan bir yapıma denk gelememiştim ta ki 2013 yapımı Assassin’s Creed IV: Black Flag‘a kadar diyebiliriz sanırım. Tabii 2016-2017 yıllarındaki The Pirate: Plague of the Dead ve The Pirate: Caribbean Hunt oyunlarına da değinmeden geçmek istemedim ama onlarında eksikleri yok değildi. Black Flag‘den sonra hangi oyuna daha iyi diyebilirdik ki zaten. Daha sonra 2018 yılında da Sea of Thieves çıkmıştı karşımıza ama nedense Sea of Thieves’e tam bağlanamamıştım ve çok uzun süre oynayamadım bu yapımı.

2024 yılına geldiğimizde ise 2017’de duyurulan ve 2024’te yayınlanan Ubisoft Singapore tarafından geliştirilen Skull and Bones çıktı karşımıza. Çıkmıştı ama korsan sevdalılarının aklı hala Black Flag‘de kalmıştı desek yalan olmaz sanırım. Çünkü deniz savaşları olsun kara savaşları olsun bizi bizden alıyordu o yıllarda. Skull and Bones’dan da bunu bekliyorduk sanırım ama vaat edilen oyunla, oyuncuların beklentileri karşılıklı olmayınca biraz hayal kırıklığı oluştu desek yalan olmaz. Assassin’s Creed IV: Black Flag tek oyunculu bir oyundu ve oyun buna göre şekillenmişti ama artık günümüzde bu iş biraz tersine döndü. Çıkan bir çok oyunun illaki bir yerine çok oyunculu bir özellik ekleniyor. Skull and Bones‘a ise bu açıdan bakınca güzel bir oyun olduğunu söyleyebiliriz aslında. Eksikleri yok değil mi bence de var ama korsanlık duygusunu size oldukça yansıtıyor ve yaşatıyor.

Yani aslında hikaye sizi oyuna alıştırana kadar daha sonrasını oyun size bırakıyor. Açık bir dünya, gerçek oyuncular ve etkinliklerle dolu bir evren sizi bekliyor.

Oyunu oynarken ilk hissettiğim hayal kırıklığı güverte ve kara savaşının olmamasıydı diyebilirim. Tamam, kara savaşları hadi bir nebze kabul edilebilir ama güverte savaşı bir korsan oyununda nasıl olmaz yani? Hatta bir gemiye hasar verdiğinizde veya bir limanı ablukaya aldığınızda mürettebatınızla çıkartma yapabiliyorsunuz ama sadece o kadar. Küçük bir sinematikten ibaret bu eylem maalesef ve bunu ilk gördüğümde gerçek anlamda üzülmüştüm. Oyun deniz savaşlarına ve çok oyunculu yönüne o kadar odaklanmış ki güverte ve kara savaşlarını unutmuşlar sanırım. Daha sonraları ise hissettiğim eksik diyebileceğimiz şey belki de gerçek bir hikayenin olmamasıydı. Yani evet oyunda önemli iki NPC var ama bir yerden sonra bir önemleri kalmıyor. Önemlerinin kalmaması aslında dert değil ama oyun sonu diye bir şey yok. Kaptan John Spurlock ve Amiral Rahma önce sizi oraya buraya koşturuyorlar ve bir süre sonra tabiri caizse bir paçavra gibi kenara atıyorlar. Arada karşılaştığınız bazı NPC’ler de var tabii ki ama hiç birinin birbirleriyle bir hikaye bağlantısı neredeyse yok. Hatta neredeyse hikayeye bile gerek duymamışlar ama başta da belirttiğim gibi oyuna tek oyunculu bir gözle bakarsanız karşılaşacağınız bu gibi olumsuzlar oldukça fazla. Bu yedi kez ertelemenin, uzun süren geliştirme aşamasının ve iptal edilen bazı özelliklerin yüzünden olmuş olabilir. Yani aslında hikaye sizi oyuna alıştırana kadar daha sonrasını oyun size bırakıyor. Açık bir dünya, gerçek oyuncular ve etkinliklerle dolu bir evren sizi bekliyor.

Skull and Bones‘un iyi yaptığı bir şey varsa o da deniz savaşları. Hızlı ve etkili olan deniz savaşları oyunun büyük bir kısmını oluşturuyorlar tabii ki. Torpidolar, toplar veya alev makinaları ile düşmanlarınızı resmen aydınlatıyorsunuz. Deniz savaşları oldukça tatmin edici. Başlarda biraz alışması zor gibi olsa da, alışınca ve özellikle de yeni gemileri craft edince iyice bir güzelleşiyor savaşlar.

Karaya çıktığımız zaman diliminde ise yaptığımız pek bir şey yok ama karaya çıkmak, sınırlı loot seçeneği, hazine sandıkları ve şenlik ateşleri hoş bir katkı sağlamış oyuna diyebiliriz. Karaya çıktığınızda hissettiğiniz bir şey var. Sanki yerleşim yerlerinde bir şeyler olmalıymış, yani varmışta yokmuş gibi. İnanıyorum ki ilerleyen güncellemeler ile karada yapabileceğimiz daha çok aktivite eklenecektir oyuna. Çünkü bir boşluk var karalarda ve o boşluklar doldurulmalı.

PvP etkinlikleri ise aslında eğlenceliler ama düzgün çalıştıklarında. Örneğin Hostile Takeover etkinliğinde sizi bir bölgeye yönlendirmesi gerekirken oyun genellikle altı farklı bölgeyi işaret ediyor. Hangisinin doğru olduğunu bulmak tamamıyla şansınıza kalmış oluyor. Zaten bir bölgeye gidip eğer yanlış bölgeyi tercih ettiyseniz, diğer bölgeye gidene kadar zaten rakip oyuncular yapacağını yapıyorlar ve etkinliğin maalesef sizin için bir önemi kalmıyor yada Legendary Heists sırasında, yağmayı alan kişi hedef alınamaz hale geliyor ve işler biraz çığırından çıkıyor.

Günümüzde oyunlar çıktıktan sonra gelen güncellemeler ile A’dan Z’ye değişebiliyorlar ve maalesef buna çok alıştık, alıştırıldık. Umarız Skull and Bones’da bunu yapabilir ve oyuncuların en azından bazı isteklerini yerine getirip şimdiye kadarki en iyi korsan oyunu olma yolunda bir adım atabilir. Çünkü Skull and Bones‘da daha fazlası var bunu hissedebiliyorsunuz. Fazlasını vaat eden ama fazlasını veremeyen bir basamak olmuş Skull and Bones. Özetleyecek olursak, Ubisoft bir açıdan bakınca harika bir açıdan bakınca büyük eksikleri olan bir oyun yapmış ama oyunu bir kaç güncelleme ile destekler Black Flag‘de ki birkaç mekaniği oyuna eklenebilirse, bunu yaparlarsa tadından yenmeyecek bizi uzun mu uzun bir süre götürecek son derece güzel bir korsan oyunumuz olur.

Son olarak olurda ilginizi çekiyorsa yine Ubisoft’un yapımı olan SKULL AND BONES: SAVAGE STORM adlı çizgi romana bir göz atabilirsiniz. Oyunun hikayesini buradan tamamlamaya çalışmışlar sanırım. :))

Skull and Bones Sonuç:

  • Artılar:
    • Hızlı ve eğlenceli deniz savaşları
    • Loot ve crafting özelliği
  •  Eksiler:
    • Eksik hikaye
    • Güverte ve kara savaşlarının olmayışı
    • Karaya çıkınca kamera açısı bir süre sonra size eziyet etmeye başlıyor
  • Puan:
    • 75

 

İlginizi çekebilecek yazılar: Arkadaşlarınızla Oynayabileceğiniz Cross-Platform & Cross-Play Oyunlar – İyisiyle Kötüsüyle: Hogwarts Legacy İncelemesi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sonraki Yazı

CS2'de İlk Major İçin Royal Arena Hazır

Temsilcimiz Eternal Fire’ın da Cuma günü 19.00’da NaVi ile karşılaşacağı çeyrek final mücadelesine sahne olacak olan Royal Arena, PGL Kopenhag Major turnuvası için hazır. Bekleyenleri heyecanlandıran sahne görseli bugün sosyal medyada paylaşıldı ve deyim yerindeyse tüyleri diken diken etmeye yetti. Sahneyi cepheden konumlandıracak olan oyuncular konteyner dekorların yanında kozlarını paylaşacaklar. Salonun atmosferinin yoğun şekilde hissedileceğini […]

royal arena

Benzer Yazılar

Stray İnceleme: Kedi Omzumuza Konulan Yükler ve Bir Tabak Yaş Mama

2020 yılında duyurulan ve duyurulduğundan bu yana bazı kitlelerin heyecan ve merakla beklediği Stray, geçtiğimiz günlerde nihayet çıkışını gerçekleştirdi. Oyun şu anlık sadece PC(Steam), PS4 ve PS5 platformlarında yayınlandı. Xbox konsol sahipleri ise bu oyunu oynamak için biraz daha bekleyebilir. Şu an için oyunun Xbox konsollarına gelip gelmeyeceği bilinmiyor. BlueTwelve Studio adlı Fransız bir ekip […]

Marvel’s Avengers İncelemesi

Marvel’s Avengers hakkında tam olarak ne düşünüyorum emin değilim. Bu oyun ilk duyurulduğunda epey sevinmiştim. Hem küçüklüğümden beri okuduğum çizgi romanlarda, hem de yıllardır sinemada izlediğim Marvel karakterlerini AAA oyun kalitesinde oynayabilecektim. Hem de -o zamanlar- kalitesine güvendiğim Square Enix firmasından çıkacak, Crystal Dynamics tarafından geliştirilecekti. Fakat sonra malum haber çıktı: Oyun, looter-shooter türünde olacak. […]

Büyük Potansiyelin Harcandığı Oyun: Biomutant İncelemesi

Biomutant kimileri tarafından uzun zamandır heyecanla beklenen bir oyundu. Oyunu büyük bir heyecanla beklemesem de son zamanlarda izlediğim oynanış videolarıyla heyecanlanmıştım ancak biraz hayal kırıklığına uğradım diyebilirim. Bunu aşağıda aktaracağım ancak ondan önce oyun hakkında biraz bilgi versek iyi olacaktır. Aksiyon rol yapma oyunu olan Biomutant, ilk kez 2017’de duyurulmuştu ve duyurulmasından bu yana birçok […]